Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe'de gerçekleşen Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan'ın ana muhalefet lideri Özgür Özel'in halkı sokağa davet etmesini "Şuursuzluk örneği" olarak tanımladı. İBB soruşturmasına değinen ve Özel'in açıklamaları sonrası yaşanan protestoları eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:
Teröre destek verenlerin sessiz kaldığı olaylara bakınca, polisimizin çocuklara pamuk şeker ikram etmesini eleştirmeleri büyük bir çelişkidir. Şiddete, saldırılara, esnafın zarar görmesine, tarihi değerlerin tahrip edilmesine ses çıkarmayanların, Nevruz’da yapılan bu güzel jesti hedef alması samimiyetsizliktir. Milletimiz ve özellikle Kürt vatandaşlarımız bu tutarsızlığı görüyor. Halkı ayrıştıran bu söylemler kaybetmeye mahkûmdur. Türkiye terörden arındıkça, bu tür tepkilerin artacağını biliyoruz. Ancak biz, güçlü ve parlak bir geleceğe yürüyen Türkiye’de, kavgayı değil dayanışmayı, nefreti değil sevgiyi savunmaya devam edeceğiz. Barışın ve kardeşliğin dilini yüceltmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
İstanbul’da gerçekleştirilen yolsuzluk operasyonunun ardından, ana muhalefet partisi liderinin yaptığı sokak çağrısının kısa sürede şiddet olaylarına dönüşmesini milletçe ibretle izledik. Marjinal grupların ve şehir eşkıyalarının saldırıları sonucunda 5 gün içinde 153 güvenlik görevlimiz yaralandı. Tüm provokasyonlara rağmen sabırla görev yapan güvenlik güçlerimizi kutluyor ve kendilerine teşekkür ediyorum.
Ana muhalefet yöneticileri, ciddi suçlamalara cevap vermek yerine, sorumsuz ve seviyesiz açıklamalar yaparak büyük bir basiretsizlik sergilemiştir. Vandalların saldırılarında yaralanan güvenlik güçlerimizin ve milyarlarca liralık kamu zararının sorumluluğu, sokakları karıştıran bu çağrının sahiplerine aittir. Bunun siyasi bedeli Meclis’te, hukuki karşılığı ise yargı önünde mutlaka sorulacaktır.
Son yaşananlar, Türkiye gibi büyük bir ülkenin vizyon ve ciddiyet açısından yetersiz, liyakatsiz ve dar bakış açısına sahip bir ana muhalefet tarafından temsil edildiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu zihniyetin, bırakın devleti yönetmeyi, küçük bir işletmeyi bile idare edemeyeceği bir kez daha anlaşılmıştır. 32 yıl önceki İSKİ skandalını hatırlatan bu olaylar, aslında yıllardır sergilenen siyasi tiyatronun bir devamıdır. CHP’nin demokrasi anlayışının, geçmişteki antidemokratik uygulamalardan ileri gidemediği bir kez daha görülmüştür. Aradan geçen onca yıla rağmen zihniyetlerinde en ufak bir değişiklik olmayan bu anlayışın kendi kendine oynadığı bu oyunu, milletçe şaşkınlık ve tebessümle izlemeye devam edeceğiz.