İlber hocadan ders gibi Atatürk açıklaması!

Tarihçi, akademisyen, yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye’nin, bir şeyler yapan, ortalığı karıştıran, sağa sola giden, kimsenin keyif için bile gezmeye cüret edemeyeceği, cesaret gösteremeyeceği, Sibirya’nın steplerini aşıp iş arayan, iş oluşturan insanlar ülkesi haline geldiğini söyleyerek, “Bütün bunlarda bir ruh var ve o ruhu borçlu olduğumuz bir adam (Atatürk) var.” şeklinde konuştu.


İlber hocadan ders gibi Atatürk açıklaması!

İlber Ortaylı’nın, Mustafa Kemal Atatürk’ü, kişisel nitelikleri ve bilinmeyenleriyle ele aldığı ilk biyografi kitabı “Gazi Mustafa Kemal Atatürk”ün tanıtımı, Pera Palas Hotel’de yapıldı.

“Çok mühim bir adam” diyerek nitelendirdiği Atatürk’ün, Türkiye’ye bir dönem yaşattığını dile getiren Prof. Dr. Ortaylı, “O renk bugün yok. Ancak fazla da karamsarlığa lüzum yok. Türkiye çok değişti. Çok başka bir yerlere gitti. Eksik yönleri ve daha ileri yönleri var o devre göre.” diyerek konuştu.

Başka yere bakmayı bilen, başka özlemleri olan, değişmek isteyen toplumlar içinde en başarılı olanların Türk kavmi olduğunu anlatan Ortaylı, “Batı’ya baktığınız zaman, bize göre tembel insanlar var. Çalışmıyorlar. Bize bu şekilde deme zevkini veriyorlar. Sanayilerini geliştiremiyorlar. Orada bu şekilde bir şey var. Onun için bu hızı ve bu şekilde bir atmosferi korumak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

İlber Ortaylı, cumhuriyetin, Kemal Atatürk, yasa, nizam ve hukuk manasına geldiğini vurgulayarak, Türkiye’deki hukuk sistemine mana veren reformun babasının Atatürk olduğunu belirtti. Bunu birçok kimsenin yeterince takdir edemediğini dile getiren Ortaylı, bu sebeple ya karamsarlık içinde olunduğunu ya da yanlış şeylere imza atıldığını kaydetti.

“Türkiye eski medeniyetini de bir yandan korumuştur”

Türkiye’nin hem Hristiyan ve Müslüman dünyaya ait olmayan bir hukuk sistemine girdiğini hem de tarihi müesseseler kurduğunu anlatan Ortaylı, şu şekilde devam etti:

“Türkiye eski medeniyetini de bir yandan korumuştur. Ona da dikkat ediyor. Bu tip bir tarih şuurunu da buraya Kemalizm getirdi. Ondan evvel yok. Bakınız Osmanlı’nın son devirlerine. 16. ve 17. yüzyıllar bugünkü kadar çok tetkik edilmemiştir. Bu en mühim tarafıdır. Hiçbir zaman bu toprağın arkeolojik zenginliklerine, tarihine, o devirdeki kadar ve onun oluşturduğu yeni nesiller kadar dikkat edilmemiştir. Bu çok dikkati çekicidir. Bugün Türkiye’nin modern bir tıp ve mühendis ordusu var. Esasında oldukça modern bir ordusu var, her yerde görünmeyen bir biçimde. Türkiye’nin managerial (yönetim) bir sınıfı var. Türkiye bir şeyler yapan, ortalığı karıştıran, sağa sola giden, kimsenin keyif için bile gezmeye cüret edemeyeceği, cesaret gösteremeyeceği, Sibirya’nın steplerini aşıp iş arayan, iş oluşturan insanlar ülkesi haline gelmiştir. Tüm bunlarda bir ruh var ve o ruhu borçlu olduğumuz bir adam (Atatürk) var.”

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Atatürk’ü yazmanın kendisi için bir vazife olduğunu ve bu kitabı yazmak için 70 yaşına kadar beklediğini söyleyerek, yaşamı boyunca Atatürk hakkında oldukça az yazdığını aktardı.

Bugüne kadar biriktirdiği notları olduğunu vurgulayan yazar Ortaylı, şu bilgileri verdi:

“El yazısıyla yazıyorum. Yazıp da unuttuğum notlarım vardı. Yavaş yavaş bir araya getirdim. Bu yaştan sonra da daha çok beklemek niyetinde değilim. Bu kitabı yaptım. Çünkü inanıyorum ki Atatürk için yazmak, her Türk aydınının görevi. Nasıl yazarlar, ne yaparlar, bilmiyorum. Tercih edilecek şey daha samimi, bilimsel olarak kaleme almaları. Hiç şüphesiz ki Atatürk’le alakalı bir çevreyi tanıdım. Başta Afet Hanım benim hocamdı. Çok değişik bir insandı. Türk Tarih Kurumu’nda Atatürk devrini yaşayan insanlar çoktu. Posta trenleriyle gezerdim. Kaçak bir çocuktum. Dolayısıyla her iki savaşta da Atatürk’ün ordusunda bulunan erleri, çavuşları tanıdım. O zaman onların henüz hafızaları yerindeydi. Yurt dışında bulunan diplomatları tanıdım. O dönemin bilginlerini tanıdım. Türk Dil Kurumu’nun çok mühim uzmanları vardı, Abdülkadir İnan gibi. Onlarla konuşmam oldu. Bu tip notlar çoktu. Bende Atatürk devri diyerek bir imaj uyandı. Ankara’da yaşamak da yardımcı oldu. İnanıyorum ki şimdi başkent Ankara, onun oluşturduğu, ondan sonra da sıradan bir şehir haline gelen bir yerdir. Yani demek ki yoksul bir cumhuriyetin bozkır ortasındaki payitahtında bile bir renk, kendine göre bir hava olabiliyor.”

İlber Ortaylı, o dönemin Ankara’sındaki havanın bambaşka olduğuna işaret ettiği konuşmasında, Berlin hariç oldukça az başkentte, Alman mimar Bruno Taut’un eserlerine denk gelinebileceğini kaydederek, şunları aktardı:

“(Ankara’da) İki mühim binası var. Birinde liseyi okudum. Birinde yüksek tahsil yaptım. Her ikisi de şahane yapı. Berlin’deki 200’ü aşkın binanın içinde bu kadar manalısını görmedim. Demek ki o da ömrünün sonundaki olgunluğunu orada yaşamış. Bir yerin havası her yere geçiyor. Huyu öyle olduğu için burayla itişip gitmesine karşın Paul Wittek’in bile o dönemi unutamadığını gördüm. 1930’ların Ankara’sı birçok insanın unutamadığı yerdi, eğer gelmişlerse. Bu bir hava meselesidir. Mesela Wilhelm Kempff gelip burada konserler verirdi. Hatta bir keresinde konseri berbat oldu ama o gene gelmeye devam etti resital vererek.”

D&R’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe, D&R Genel Müdürü Cem Eriç’in yanı sıra aralarında caz sanatçısı İlham Gencer, müzisyen Suat Suna, oyuncu Şevket Çapkınoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda isim katıldı.

Ortaylı, kitaplarını imzaladığı etkinliğin sonrasında kutlama için getirilen pastayı, bir çocuk hayranıyla beraber kesti.

GÜNÜN ÖZETİ
Haber Video
İlginizi Çekebilir
Yeni sosyal bilgiler müfredatında Atatürk yok!

Yeni sosyal bilgiler müfredatında Atatürk yok!

MEB tarafından yenilenen sosyal bilgiler dersi müfredatında 'Atatürk' sadece 1 cümle içerisinde yer alıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yaz