NASA’dan Türkiye’ye hava raporu: Kar yerine yağmurlar geliyor!

Türkiye için hava değerlendirmesi yapan NASA Kar Uzmanı Dr. Thomas Painer, daha az kar daha çok yağmur yağacağını söyleyerek ”Alt yapıyı güçlendirin” uyarısında yaptı.


NASA’dan Türkiye’ye hava raporu: Kar yerine yağmurlar geliyor!

NASA Kar Uzmanı Dr. Thomas Painter, küresel ısınma sebebiyle Türkiye’ye az kar, çok yağmur yağacağını belirtti. Dr. Painter, “Daha çok sel yaşayacaksınız. Altyapıya yatırım yapın. Bazı yerler ise kuraklık çekecek. Temiz su için baraj inşa edin!” uyarısında bulundu.

”TÜRKİYE SON 44 SENENIN EN KURAK SENESINI GERDİDE BIRAKTI”

Herkes ocak ayında baharı aratmayan havanın bir müddet tadını çıkardı. Sosyal medya “hava güzel” paylaşımlarıyla doldu. Ama peki hava gerçekten güzel miydi? Sonbahar zaten yağmurlu geçmemişti, üstüne bir de pek çok şehir kışın ortasında karı yeterince tadamadı. Dahası Türkiye son 44 senenin en kurak senesini geride bıraktı. Bu tablo Türkiye’ye has değil. Bir yanda Sahra Çölü’ne kar düşüyor, öbür yanda ABD’yi dondurucu soğuk vuruyor.

İÇ AÇICI İKLİM TABLOSU

Peki neden? Pek çoklarına göre yanıt küresel ısınma. Bu problemin cevabı NASA’nın İklim Değişikliği Merkezi’nden geldi. Çünkü Türkiye dahil pek çok ülkenin verileri bu merkezde toplanıyor. Türk bilim insanları da çalışmalara katkıda bulunuyor. Gazete Habertürk’ten Nalan Koçak’ın, görüştüğü merkezin kar uzmanı Dr. Thomas Painter, pek de iç açıcı olmayan bir iklim tablosu çizdi.

Bazıları küresel ısınmayı reddediyor, yaşadıklarımızın Dünya’nın binlerce senelik ısınma döngülerinden biri olduğunu savunuyor. Ne diyorsunuz?

Ona bakarsanız hâlâ Dünya’nın düz olduğunu savunanlar da var. Bence bunu söyleyenler “Keşke küresel ısınma gerçek olmasa” diyenler. Büyük bir değişiklik fikri herkese korkunç geliyor. Şu anda Dünya iklim manasında normal değişkenleri hâlâ yaşıyor. Fakat değişkenler normal sınırın dışına çıkmak üzere. Son 60-70 yılda atmosferdeki karbondioksit seviyesini o kadar artırdık ki…

– Peki bunun ne kadarına insan neden oluyor?

NASA’da yaptığımız modellemelere göre 70’lerden beri atmosfere yaptığımız etkinin bir örneği daha yok. Bu kadar hızlı bir artışı, atmosferdeki karbondioksit seviyesini hesaba katmadan açıklayamıyoruz. Malum sera gazı salımı. Ne olacak derseniz hava daha fazla ısınacak, daha uç noktalarda hava vaziyetleri yaşayacağız. Mesela geçen sene sizin için son 44 senenin en kurak senesiydi. Daha fazla kuraklık göreceğiz ama kuraklıktan sonra birdenbire aşırı yağış gelebilecek.

‘TÜRKİYE’DE KURAKLIK DAHA ŞİDDETLİ GEÇİYOR’

– Türkiye’de meydana gelen kuraklığın sebebi iklim değişikliği mi?

Bunu elimizdeki verilerle kesin olarak söylemek zor. Daha önce de pek çok defa kuraklık meydana geldi. Ama bildiğimiz bir şey var, iklim değişikliği sebebiyle kurak dönemleriniz daha da sıcak geçiyor, neticede kuraklık daha şiddetli geçiyor. Sistem şu şekilde işliyor: Hava daha sıcak, daha çok su buharlaşıyor fakat yağmur olarak düşmüyor. Türkiye’deki şu anki yağış vaziyeti esasında Batı Amerika’dakine çok benziyor.

‘DÜNYA TEMİZ SU KAYNAĞINI KAYBEDİYOR’

Ne manada?

Aslında ana su kaynağı kardır. Kar birikerek su deposu işlevi görür. Hava vaziyetinde değişiklik meydana geldiği zaman eriyerek devreye girer. Baraj mantığıyla aynı. Ancak küresel ısınmada yaşadığımız problem şu: Yağış ne kadar sıcak bir havada düşerse, daha fazla yağmur formunda yağıyor. Yani kar yerine daha fazla yağmur yağıyor ve çok mühim bir su deposu kaybediliyor. Çünkü yağmur yağar yağmaz hemen akıp gidiyor, kar gibi mesela dağlarda yığılarak kalmıyor. Yağmur suyu nehirleri besliyor evet ya da barajlarda biriktiriyoruz. Fakat bir su deposu aracınızı (yani karı) kaybettiğiniz için barajların da biriktirme kapasitesi aşılıyor ve daha çok sel vakası görülüyor. Neticede su kaynaklarınız azalıyor. Buna karşı “Daha çok baraj üretelim” önerisi yapılıyor ancak ABD’de baraj yapılabilecek alan neredeyse kalmadı.

– Kar öte yandan nehirleri de besliyor değil mi?

Kesinlikle. Buzulların erimesiyle, altından su akmaya başlıyor ve yazları nehirleri besliyor. Nehir etrafında yaşayan insanların hayatını sürdürmesi için çok mühim. Özellikle Orta Asya’da. Karın azalmasıyla o buzulları kaybedersek ve daha fazla yağmur yağarsa, yağmurun getirdiği o suyun çoğunu baharda çoktan kaybetmiş oluruz. Şu şekilde düşünün, musluğu birden açarsanız suyu da depolayamadığınız zaman akar gider. Ama suyu yavaş yavaş bütün sene boyunca akıtırsanız, hep suyunuz olur. Buzullar işte bu işe yarıyor.

– Sonra ne olur?

Çok basit, buzullarını kaybetmiş bir ülkeyseniz suyunuzu kaybedersiniz ve bir müddet sonra komşunuza gidersiniz su istemek için. Komşum suyu birkaç defa paylaşır ama sonra emin olun kaynaklarının tümünü vermek istemez. Amerika’daki gibi komşularınız varsa silahını çıkarır ve sizi vurur (gülüyor). Şaka bir yana böylesine bir su sorunu siyasi mücadelelere hatta savaşlara neden olur. Önümüzdeki yüzyılda savaşların ana sebebi temiz su olacak.

– Suyun kalitesi yani temiz olması burada esas mesele sanırım…

Evet. İklim değişikliği yalnızca su kaynaklarını azaltmıyor, suyun kalitesini de düşürüyor.

– Peki ya yeraltı suları?

Harika bir su kaynağı. Yerin altına süzüldüğü için filtreleniyor. Pek çok bölgede hâlâ bu kaynaklar zengin. Fakat yeraltı suyunun kaynakları neler? Kar, yağmur. Süzülen suyla tekrardan tekrardan. ikmal ediliyor. Yağmur ve kar azaldığında yeraltı sularını kullanmaya başladığınızda, ikmal edilemediği için bu defa oradaki kaynağı da kurutmuş oluyorsunuz. Yerde çökmeler yaşanıyor, mesela yollar mahvoluyor. O kadar hassas bir sistem ki, çökme yaşandığında o bölgede bir defa daha yeraltı suyu birikmiyor. Arasında krema olan bisküviler gibi düşünün. Kremayı sıyırdığınızda iki bisküvi birbirine yapışıyor, araya bir şey koyamıyorsunuz. Yeraltı da öyle. Bu en çok Ortadoğu’da yaşanıyor, sizdeki Toros Dağları’nın aşağısındaki bölgede.

‘ÇİFTÇİ ÇOK ZOR VAZIYETTE KALACAK’

– Ne kadar yeraltı suyu kaldı?

Tam olarak kestirmek mümkün değil. Ama NASA olarak pek çok bölgede kuyuların kuruduğunu biliyoruz. Bunlar kurudukça daha derinini kazmak gerek. Ancak sonunda bunlar da kuruyacak. Düşünün nüfus artıyor, su azalıyor. Hiç iyi bir gelecek değil. Özellikle kurak senelerde tarımın büyük darbe alacağının da altını çizmeliyim. Dünyada pek çok çiftçi çok zor vaziyette kalacak.

– Önümüzdeki 100-150 senede ne bekliyorsunuz?

Tahmin etmek kolay değil, ancak kar ve buzulları kaybettikçe yeryüzündeki beyaz alanları da kaybediyoruz. Bu alanlar güneş ışınlarını uzaya geri yansıtıyor, böylece bizi soğutuyorlar. Gelecekte olacak şu: Yeryüzü daha çok güneş ışını emecek, sonra o infrared ışınlar atmosferde sıkışacak. Ve Dünya’da sıcaklık gittikçe artacak. Bir öbür mühim şeyden bahsettim: Temiz su kaynaklarının azalması. Dünyadaki jeopolitik güç dengeleri değişecek. İnsanlar su kaynaklarının daha çok olduğu yerlere göçecek. Bunları duydukça battaniyenin altına girip saklanmak istiyorsun değil mi?

– Sanırım… Küresel ısınmanın en büyük kaybedenleri kim olacak?

Bangladeş gibi su seviyesine yakın ülkeler. Halihazırda kurak olan ve temiz su satın alamayan ülkeler. Bunlar daha çok hastalık görecek. Pek çok adada yaşayanlar göç etmek mecburiyetinde kalacak. Kısa vadede fakirler daha fazla acı çekecek. Zengin ülkeler “Paramızla bu işi çözebiliriz” diyecek ama uzun vadede onlar da neticelere katlanmak mecburiyetinde kalacak.

– Bu süreci döndürmek mümkün mü? Yoksa fırsatı çoktan kaçırdık mı?

İnsanlar giderse, Dünya için her şey gerçekten daha iyi olacak. Mesele dinozorlar zamanında her şey yolundaydı, ki onlar bizden çok daha uzun süre yaşadı. Burada mesela insanların varlığını nasıl sürdüreceği. Acı mı çekeceğiz, savaşacak mıyız, çocuklarımızın hastalıklardan ölümünü izleyecek miyiz? Hiçbir zaman fırsatı kaçırdık dememeliyiz. Her zaman işbirliği içerisinde yapılacak bir şeyler vardır. Hiç değilse karbon salımını azaltırsak ve buzulların erimesini yavaşlatırsak çözüm için zaman kazanırız.

– Türkiye ılıman ve subtropikal iklim arasında. İklim değişikliği bölgemizi nasıl etkileyecek?

Muhteşem dağlarınız var. Atmosferdeki sirkülasyonun ortasında duruyorlar, kar rezervleri için çok uygunlar. Ancak küresel ısınma sebebiyle daha az kar daha fazla yağmur alıyorlar. Ve kar, haliyle temiz su rezervleriniz azalıyor. Oysaki çok kendine has bir yağış sezonunuz var. Bunun neticesinde daha çok sel yaşanacaktır, kentlere ve limanlara zarar gelmemesi için altyapınıza çok yatırım yapmanız gerek. Öte yandan temiz suyunuzun olması için daha fazla baraj inşa etmelisiniz. Çünkü sel, suyu kirletiyor. Bazı bölgelerde sel meydana gelirken, diğerleri kuraklık çekecek. Bu da mesela daha çok orman yangını demek.

– Türkiye’nin iklimi tropikale döner mi?

Şu an atmosferdeki sirkülasyonu tam olarak bilmiyorum, kesin çıkarım yapmam doğru olmaz. Ama imkânsız değil. Mesela hiç görülmeyen yerlerde portakal, avokado yetiştirmek mümkün olacak. Ancak bazı bölgelerde de tarım çok büyük darbe alacak. Kentlerimizi iklimin dengeli olduğu zamanlarda inşa ettik. Dünyadaki su döngüsü daha şiddetli hale geldikçe deniz suyu seviyesi artacak. Bu kentleri çok etkileyecek. Barajlarda da sık sık taşkınlar yaşanacak.

– Bu kış Türkiye’nin pek çok yerine yeterli kar yağışı düşmedi, özellikle de İstanbul’a. Bunu da bütün bu anlattıklarınız kapsamında değerlendirebilir miyiz?

Bu kadar kısa bir zaman dilimi için konuşmak kolay değil ama mümkün tabii ki. Dediğim gibi yağış seviyeniz aynı kalsa bile, daha çoğu yağmur daha azı kar olacağı için kar rezerviniz azalacak.

‘İSTANBUL’DAKİ ANİ HAVA OLAYLARININ NEDENİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ’

– Peki iklim değişikliği hava vaziyetinde ani değişimlere neden olur mu? Çünkü geçen sene İstanbul’da yazın ortasında kocaman dolu taneleri yağdı, pek çok araç, bina zarar gördü…

Tabii ki. Bu tür vaziyetler düşük ve yüksek basınç arasındaki eğimin dik olmasından kaynaklanıyor. Benzer bir şey kurak ve nemli alanlar arasında da meydana geliyor. NASA’da hazırladığımız modeller yalnızca iklimin değil iklimdeki değişimlerin de altüst olacağını belirtiyor. Mesela hızlı ve ani hava vaziyeti değişiklikleri…

– Ya İstanbul’da hortum?

Sadece İstanbul özelinde söylemiyorum, dünyadaki su ve hava döngüsünün yoğunlaşması bu tür doğa olaylarını artıracak.

– Çarpık şehirleşmenin bunda etkisi var mı?

Etkisi olabilir ama tam sebebi bu değil. Betonlaşma hava sıcaklığını artırır. Çünkü beton güneş ışığını emer. Ancak yerel olarak sıcaklığı artırır fakat o bölgede bulunan sıcağı hisseder ve sağlığı olumsuz yönde etkiler.

GÜNÜN ÖZETİ
Haber Video
İlginizi Çekebilir
İstanbul’a kar ne zaman yağacak? 23 Ocak hava raporu

İstanbul’a kar ne zaman yağacak? 23 Ocak hava raporu

Meteoroloji tarafından yapılan bilgilendirmeye göre İstanbul'da sabah ve öğle saatlerinde hafif yağmur ve karla karışık yağmur, yüksek kesimlerde hafif kar yağışı bekleniyor. Hava sıcaklığının Marmara'nın doğusu, Batı ve Orta Karadeniz'de hissedilir derecede olmakla beraber, iç ve batı kesimlerde azalacağı düşünülüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yaz